Viele Probleme können mit ein wenig “Respekt” gelöst werden.
Eine Disossoziation aufgrund der Religion, des Geschlechts, der Sprache, der Herkunft, der Interessen und den Vorlieben ist eine große Illoyalität in eine produktive Gesellschaft.
Vielleicht gibt es ohne unsere Vorurteile ein gesünderes und zivilisierteres Zusammenleben, welches wir nur sehen können, wenn wir unsere Toleranzgrenzen etwas erweitern.
Diese Überwindung bringt einen ganz anderen Blickwinkel mit sich.
Sei es in der Familie, im Berufsalltag, in der Gemeinde, im Land oder auf der ganzen Welt, es gilt: Respekt!
Das „Mögen“ ist etwas anderes, aber Respekt muss sein. Es ist egal, wer gegenüber ist, welche Hautfarbe er hat, welche Sprache er spricht; denn das „nicht respektieren“ fördert die Enstehung negativer Gefühle wie Hass und Missgunst.

Wenn wir beginnen das Gute der Unterschiede zu bemerken, werden wir sehen, wie viel  Zeit und Energie wir mit Feindlichkeiten verschwenden.
Und auch die Frage der Gleichbrechtigung, die Gegenstand vieler Kontroversen ist, lässt sich leicht mit „Respekt und Toleranz“ lösen.
Jede dadurch gewonnene Energie und jede Minute in ernstere Probleme, wie die Bildung, den Klimawandel, die Gesundheit etc. zu investieren, würde effizientere Lösungen bringen.

Ein gemeinsames Ziel sollte sein, diese Welt – unabhängig von Geschlecht, Herkunft, Religion usw. – unseren Kindern lebenswerter zu hinterlassen.

 


Önce Saygı!

Birçok problemin çözümü bir tek kelimeye sığıyor aslında: “Saygı”
Çağdaş ve üretken toplumlara yapılan ihanetlerin en tehikelisi, insanları din, dil, ırk, seçim ve tercihleri sebebiyle ötekileştirmek.
Belki de benimsediğimiz ve sabitleşmiş fikirlerimizin sadece bir adım ötesinde daha sağlıklı ve daha uygar bir beraberlik yatıyordur.
Ancak tolerans sınırlarımızı genişletirsek bu olasılıkları görebilmemiz mümkün olur. Aştığımız sınırlarla tüm önyargılarımızdan sıyrılıp daha sağlıklı bir bakışaçısına erişebiliriz. Tüm birlikteliklerde, ailede, işyerinde, mahallede, şehirlerde, devlette, dünyada geçerli olan en önemli kural: Önce Saygı!
Sevmek sevmemek ayrı konu – ama dinine, diline, seçimlerine, cinsiyetine, tercihlerine bakmaksızın saygı duymak bir zorunluluktur. Saygımızı yitirdiğimiz anda kin gibi, nefret gibi zehirleyici duyguların doğmasını engellemek bir hayli zorlaşır. Art niyetli düşüncelerden sıyrılıp farklılıkların„iyi yönlerini gözlemlemeye başladığımız anda, kendinden olmayanı dışlamanın gereksizliğini algılayabiliriz. Bir çok tartışmaya konu olan eşitlik sorununu biraz tolerans ve saygıyla kolayca aşabiliriz. Sadece farklı olanı eşit görmekle ve onun kişisel haklarına dokunmamakla çözülecek bu konuyu rafa kaldırıp daha vahim sorunlara odaklanmalı. Kazanılan her dakika dünyanın iklim, sağlık, eğitim, nüfüs v.b. sorunlarına harcanırsa belkide daha verimli çözümler üretilebilinir. Çünkü seçimlerimiz ne olursa olsun, hedeflerimiz bir olmalı: Gelecekteki nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak!

 

 

Bildquelle: unsplash