Kaum ein Begriff geistert so sehr durch die Medienlandschaft, wie diese leere Worthülse. Viele scheinen genau zu wissen, was Integration bedeutet. Ich persönlich schaue gerne noch mal genauer nach, bevor ich mich mit dem Politikum befasse, das die Fronten in unserer Gesellschaft so zu verhärten vermag.

Was steht denn im Duden?

1. (bildungssprachlich) [Wieder]herstellung einer Einheit [aus Differenziertem]; Vervollständigung
2. (bildungssprachlich) Einbeziehung, Eingliederung in ein größeres Ganzes
3. (Soziologie) Verbindung einer Vielheit von einzelnen Personen oder Gruppen zu einer gesellschaftlichen und kulturellen Einheit
4. (Mathematik) Berechnung eines Integrals

Uns interessiert die soziologische Definition aus dem Duden.
Schauen wir uns unsere Welt an, erscheinen uns Grenzen als ganz natürlich. Staaten, Städte, Regionen werden durch natürliche oder von Menschen festgelegte Grenzen geteilt. Es entstehen Gebiete mit eigenen Gesetzen, Bräuchen, Werten, Traditionen nach denen man sich richtet und miteinander lebt. Wir leben in Deutschland und hier sind die gemeinsam festgelegten Regeln im „Grundgesetz“ verankert. Die gesprochene Sprache ist deutsch. Gesetz und Sprache schaffen die Voraussetzung für eine funktionierende Gesellschaft.
Doch stellt Sprache die einzige hinreichende Bedingung für gelungene Integration dar? Oder bildet sie, ganz alleine für sich, das Ausscheidekriterium für integratives Verhalten dar? Der Anspruch von Politik und Gesellschaft an Integration variiert sehr stark, wenn man Herkunftsbedingungen, Herkunftsländer und den gesellschaftlichen Status des Migranten in den Fokus nimmt.
So wird Sprache zum unüberwindbaren Hindernis für ein Bleiberecht, beispielsweise bei einem Syrer. Ein paar Stadtteile weiter schafft sie die Voraussetzung für den Bau ganzer Infrastrukturen für Japaner. Die weigern sich nämlich, Deutsch zu sprechen und beanspruchen fast einen ganzen Düsseldorfer Stadtteil für sich, samt japanischem Kindergarten und Schulen. Diese Parallelgesellschaft scheint niemanden zu stören.
Eigentlich findet Integration die ganze Zeit statt. Zum größten Teil sind Menschen aus verschiedenen Kulturen schon längst in Deutschland integriert. Sie arbeiten in Fabriken, fahren Taxi, gründen Firmen, leiten Restaurants und teilen etwas von ihrer Kultur automatisch mit. Integration findet nicht dadurch statt, indem man durch ewiges Diskutieren kommende Menschen von der aktiven Teilnahme an der Gesellschaft hindert, sondern sie darin unterstützt, im Alltag zurecht zu kommen.

Zurecht kommt man am besten, wenn man eine Unterkunft hat, sein Geld verdient, Rechnungen bezahlen kann und somit eine Mindestvoraussetzung dafür hat, ein schönes und gesundes Leben führen zu können.

 

 


Uyum

Hemen hemen hiç bir kavram bu boş parola kadar medya ortamında gezinmiyor. Çoğu kişi uyum kelimesinin anlamını tam olarak biliyor gibi. Ben şahsen toplumumuzdaki siyasi cepheleri pekiştiren politikayla ilgilenmeden önce bunu bir kez daha mercek altına alırım.

1. (eğitim dilinde) (farklı) bir bütünlüğü (yeniden) üretme; tamamlama

2. (eğitim dilinde) daha büyük bir bütünlüğe dahil etme, entegre etme

3. (Sosyoloji) Münferit kişi ve grupların bir çeşitliliğini toplumsal ve kültürel bir bütünlük olarak birbirine birleştirme

4. (Matematik) Bir Integral hesaplaması
Bizi Duden’deki sosyolojik tanım ilgilendiriyor.
Dünyamıza dönüp bir bakalım, sınırlar bize tamamen doğal geliyor. Devletler, şehirler, bölgeler doğal veya insanlar tarafından belirlenen sınırlar tarafından ayrılıyor. İnsanın buna uyduğu ve beraberce yaşadığı kendi kanunları, adetleri, değerleri, gelenekleri olan bölgeler meydana geliyor. Biz Almanya’da yaşıyoruz ve burada müştereken belirlenmiş kurallar ‘’Anayasada’’ kökleşmiş durumda. Konuşulan dil Almanca. Kanun ve dil işler durumdaki bir toplumun koşulunu meydana getiriyor.
Fakat dil bilmek başarıyla tamamlanmış uyum için tek yeterli koşulmudur? Yoksa bütünleyici davranış için, tamamen kendi kendine, elenme sebebi mi ifade ediyor? Köken şartları, anavatan ve göçmenlerin toplumsal statüleri mercek altına alındığında, siyaset ve toplumun uyuma olan talepleri değişkenlik gösteriyor.
Böylece dil, örneğin bir Suriyeli’nin Almanya’da kalma hakkı için aşılamaz bir engel oluyor. Bir iki mahalle ötede dil, Japonların tüm altyapılarının inşası için koşul oluşturuyor. Zira Japonlar Almanca konuşmayı reddedip, Japon çocuk yuvası ve okul dahil olmak üzere, Düsseldorf’da hemen hemen sadece kendilerine ait olan bir mahalleden yararlanıyorlar. Bu paralel toplum kimseyi rahatsız etmiyor gibi.
Aslında entegrasyon öteden beri vuku buluyor. Değişik kültürden insanların büyük bir bölümü Almanya’daki yasama çoktan uyum sağlamış durumda. Bunlar fabrikalarda çalışıp, taksi sürücülüğü yapıp, şirket kurup, restoranlar işletip, kültürlerinden bir miktarını kendiliğinden açığa vuruyorlar. Uyum gelen insanları sürekli tartışarak aktif olarak topluma katılmaktan engellemekle değil, günlük yaşamlarını desteklemekle olur.
Barınacak bir yer varsa, para kazanılıyorsa, faturalar ödenebiliyorsa ve böylece güzel ve sağlıklı bir hayat sürebilmek için asgari şartlar da mevcutsa bunun üstesinden gelinebilir.

 

 

Bildquelle: unsplash