NSU davasının sonuҫları her yönü ile kamuoyunda tartışılmakta. Davanın hukuksal, siyasal ve toplumsal boyutlarına ilişkin tartışma ve araştırmalar önümüzde ki süreҫde de kuşkusuz devam edecektir.

Aşırı sağ ırkҫı NSU örgütünün 2000-2007 yılları arası işlediği ve sekizi türk olmak üzere on insanın yaşamını kaybettiği cinayetlerin, özellikle türk göҫmenler üzerinde yarattığı travmanın boyutlarına ilişkin de yazılacak ve söylenecek ҫok şey var elbette.

Hukuka inanma, değer verme,ait olma,gelecek endişesi, iҫ iҫe geҫen duygular ve bunların sonucunda oluşan güvensizlik. Türk göҫmenleri aҫısından oluşan tablo bu aslında.

Oluşan bu olumsuz havanın günlük yaşama etkisi ve toplumsal boyutu gelecek aҫısından hiҫ de iҫ aҫıcı değil bence.

Aşırı sağ ve ırkҫılık ile mücadele de ortaya ҫıkan zaaflar, yanlış politikalar şiddetle eleştirilmeli. Devletin rolü, yasal tüm kurumların işlevleri gibi önemli alanlar üzerinde inatla durulmalı ve yanıtlanmayan sorular üzerine gidilmeli.

Ama tüm bunların dışında „Biz bu işin neresindeyiz ve ne yapmalıyız?“ sorusu da sorulmalı. Tüm bu tehlikeli gelişmeler karşısında göҫmenleri temsil eden kuruluşlar ne yaptı ve gelecek de neler yapabilirler? Bu sorulara verilecek samimi yanıtlar belki geleceğe umut taşıyabilir.

Türkiye`li göҫmenlerin Almanya`da ki örgütlenmeleri oldukҫa eskidir ve her alana yayılmıştır.Dini ve politik tüm anlayışları yansıtan her türden örgütlenme ve bu örgütlenmelerin binleri bulan üyeleri mevcuttur. Tüm bu örgütlenmelerin ve tek tek bireylerin kendileri ile ciddi anlamda yüzleşmeleri belki atılması gereken ilk adımdır.

Irkҫı cinayetleri ciddiye aldık mı?

NSU cinayetleri karşısında ses getirebilecek bir eylem yapabildik mi?

Irkҫılık ile mücadele diye bir derdimiz oldu mu?

Almanya`da ki demokratik kurum ve kuruluşlar ile ilişkilerimizin düzeyi nedir?

Ortak derdimiz olan ırkҫılığa karşı „ortak“ tavır koyabilme becerisini gösterebildik mi?

Bırakalım birbirine yakın olmayan kuruluşları, birbirine uzak olmayan örgütlenmeler de durum nedir?

Almanya Türk Toplumu gibi, ırkҫılığa karşı politika geliştiren ve bunu pratiğe geҫiren örgütlenmeler var elbette. Çok kıymetli olan bu tür ҫalışmaların daha geniş kapsamlı olması durumunda alınacak sonuҫlar doğal olarak daha d etkileyici olacaktır.

NSU, siyasi görüşlerine, etnik kimliklerine,dini inanışlarına bakmaksızın sekiz türkü öldürdü. Buna da IRKÇILIK diyoruz. Bu tehlike gelecekde hepimiz iҫin de var olduğuna göre yapılacak şey de ҫok aҫık.

Örgütleneceğiz, üye sayılarımız ile övünme yerine,zamanı geldiğinde üyelerimizi harekete geҫirebilme becerisini de göstereceğiz. Tüm bu adımları da iҫinde yaşadığımız toplumun demokratik dinamiklerini temsil eden kurum ve kuruluşlar ile ortak yapacağız.

 

Bildquelle: unsplash